Hamit Çağlar Özdağ

1983′ün baharında doğdu Hamit Çağlar Özdağ, her çocuk gibi o da ağabeyini bol bol kızdırdı, anne babasını sıkça telaşlandırdı. Ankara simidiyle büyüdü, başkenti Bahçelievler’le, TED’le, AAAL’yle, ODTÜ’yle, ve SSK işhanıyla sevdi. Her mühendislik öğrencisi gibi o da calculus’ten nefret etti. Triatlona gönül verdi ama Çayyolu asfaltı vücudunda birkaç iz bırakınca vazgeçti bu sevdadan. Üniversitelerdeki topluluklara verdiği emeği derslerine verseydi notları daha iyi olurdu ama kendisi gibi olmazdı şimdi. Genellikle harçlıkları haybeye harcandı, bugün sorsanız; yine aynısını yapardı.

İstanbul’daki seneleri başladığında bir yandan iş, diğer yandan da boğaza nazır bir yüksek lisansla uğraşmaya karar verdi. Vapurun, tramvayın sefasını sürmek keyifliydi, Moda huzur, İstiklal’se coşku oldu damarlarında. Gizem hayatına girince renklendi ufku, aşk güzel şeydi.

Bugün hala İstanbul’da sürüyor hayatı, günlerin deviniminden kalan minik zaman katrelerinin kıymetini bilerek yaşıyor...

Darius Lancelot

Darius doğudur benim dilimde, derinliklerine dalacağınızı umduğum ve en az benim kadar zevk almanızı dilediğim hikayelerimdeki külhanbeyleridir, nargiledir, sipsidir. Şarkta yükselen güneşi uçan halısının ardına alır, muskasıysa hep boynundadır. Lancelot’sa batıdır fikrimin kıvrımlarında, elflerin güzelliğini, kurtadamların vahşetini taşır satırlarıma. Yetinmez elbet bu kadarıyla, nerede bir vampir uyuyorsa çekip çıkarır paragrafların içinden, tekfurların hırsını bileyip büyücülerin asalarını efsunlayan odur.

Demem o ki Darius Lancelot benden başkası değildir, kalemimi kıvrandıran düşüncelerimin Anadolu’dan çıkıp yeryüzünü turlaması onun sayesindedir. Müteşekkirim dostuma, beni ben yapan cankuşuma.